
GEZGİN NAR ÇİÇEKLERİ
Küçük Şeyler
Bülent Ortaçgil


Büyük bir incelikle ve merakla, neredeyse hiç bilinmeyen ve farkedilmemiş şeylerin arasında geziniyordu; küçük şeyleri aydınlatıyor ve belki de bunların hiç de küçük şeyler olmadıklarını gösteriyordu. Saklı şeyleri günyüzüne çıkarıp insanı bunları saklamaya ne gerek olduğu konusunda şaşırtıyordu.
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf
Sessizliktir her sözün başlangıcı
Yavaşlıktır sözleri değerli kılan
Müziktir ruhu rahatlatan

Sabuncuoğlu Şerefettin Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi _ Amasya
Başka zamanlarda kendi halinde, peş peşe ve yan yana gelişen olaylar, her şeyi belirleyen ve her şeye karar veren o bir tek anlık zaman dilimi içine sıkışıverir: Tek bir evet, tek bir hayır, bir anlık erken davranma ya da bir anlık geç harekete geçme, bu anı, yüzlerce kuşak geçse, asla geri getiremez ve bu yitirilen an, bireyin ve ulusların yaşamını ve hatta bütün bir insanlığın yazgısını belirler.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

İnsan yaşamına çok ender olarak inen o bir tek saniyelik büyük an, kendisinden yararlanmasını bilmeyenlerden işte böylesine müthiş öç alır. Basiret, buyruğa boyun eğme, çaba, akıl ve sağduyu gibi bütün insanlık erdemleri, yazgıyı belirleyen o büyük anın tutuşturduğu ateş içinde eriyip işte böyle yok olur.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Kişi sadece hangi fikri benimsemişse ona nasıl vardığını belirtebilir.
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf

Fakat insan yaşamında olduğu gibi tarihte de, kaybolmuş bir anın yakınıp dövünmekle geri getirilebileceği hiç görülmemiştir. Bir tek saatin kaybettirdiği şeyi, bin yıl geri getiremez.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Belki de en uygun anı kaçırıyorum.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Zamanın ilerleyişi içinde, sen hangi noktaya yerleşirsen yerleş, bir öncesi ve bir sonrası, arkada kalanlar ve ufukta seni bekleyip ancak yavaş yavaş, günbegün yanına gelecekler olacaktır.
Dogu’dan Uzakta, Amin Maalof (2012)

Dans la marche du temps, il y aura toujours, où que tu te places, un avant et un après, des choses qui seront derrière toi, et d’autres qui seront à l’horizon, et qui ne viendront à toi que lentement, jour après jour.
Les Désorientés, Amin Maalof (2012)

Hayatta gerçek olan bir tek bu an vardır. Geçmiş hafızada şekillenmiştir. Gelecek ise hayalde oluşmuştur. Bu an ise…
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

When were you happiest?
Now’s pretty good.
Ann Cleeves, Interview of Financial Times, Life & Arts, 30 September/1 October, 2017

The trouble is, I don’t have a damn thing to do with anything 50,000 years ago – or 50,000 years from now, either. Nothing. Zero. What’s important is now. Who knows when the world is gonna end? Who can think about future? The only thing that matters is whether I can get my stomach full right now and get it up right now.
After the Quake, Haruki Murakami (2000)

Nasıl ki ayna, karşısındaki görüntüyü aynen yansıtıyor ama o görüntü çekilince geriye ondan bir iz kalmıyorsa, zihinde böyle çalışmalıdır. O anda, orada bulunmayan hiçbir şeye yapışmamalıdır. Daha önceden olan olaylara takılıp bu anda olanların görüntüsünü bozmamalıdır.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

“Bir daha dönüp bakmayacağım geçmişe. Aynada bile suratına bakmayacağım.”
Daha, Hakan Günday (2013)

Geçmiş dediğimiz şeyin sadece kahramanlık hikayelerinden değil, bireylerin kimi zaman iyi niyetle, kimi zamanda menfaate dayalı hikayelerinden de oluştuğunu hatırlamak. Tarihi yazanlardan ziyade, yapanlara odaklanmak…
König, Ayşe Başcı (2019)

Hayat, inanan ve salih amaller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur.
Aliya İzzetbegoviç

Eğer Asr Suresi’nden öğrenebileceğimiz tek bir şey varsa o da zamana saygı duymaktır. Bir günün daha vakit öldürerek geçip gitmesine izin vermeyin.
Nouman Ali Khan

- Asra yemin olsun ki,
- İnsan mutlaka ziyandadır.
- Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.
Kuran-ı Kerim, Asr Suresi

Hayatımda kendim dışındaki en önemli kişi, şimdi karşımda duran veya yanımda olan kişidir. Eğer başka biri daha önemli olsaydı ben şimdi burada değil, o kişinin yanında olurdum.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

Hayatımız boyunca yolumuz pek çok değişik insanın yoluyla kesişir. Bu kesişmelerin mutlaka bir anlamı vardır.
Meryem Erdem – Psikolog

Ülkesini işgal etmeye gelen ordunun en önünde bayrak tutan Yunan teğmeniyle de, yaşamım başka bir anında karşı karşıya gelselerdi, tıpkı Noel Buxton gibi dost olacaklarını çok iyi bilmektedir!
İstanbul’da Bir Zürafa, Sunay Akın (2017)

Belki başka şartlarda, başka bir mekanda olsa ona hakiki babam gibi davranabileceğimi düşünebilirdim.
İtiraf, İskender Pala, (2019)

The things that happen to people we never really know. What happens in houses behind closed doors, what secrets …
To Kill a Mockingbird, Harper Lee, (1960)

“Unutma ey sultan kişiler, zaman ve mekan değişir ama hikaye hep aynı kalır.”
İtiraf, İskender Pala (2019)

Empathy, is at the heart of my moral code … not simply as a call to sympathy or charity, but as something more demanding, a call to stand in somebody else’s shoes.
The Audacity of Hope: Thoughts on Reclaiming the American Dream, Barack Obama, (2008)

“One time he said you never really know a man until you stand in his shoes and walk around in them.”
To Kill a Mockingbird, Harper Lee, (1960)

Bir ruhun derinliklerinde nelerin barındığını hiç kimse kesin olarak bilemez.
Dogu’dan Uzakta, Amin Maalouf (2012)

Nul ne peut savoir avec certitude ce qui se niche au fond d’une âme.
Les Désorientés, Amin Maalouf (2012)

Sonra da nice azılı haydut, katil veya zalimlerin de içlerinde dürüst yaşamaya karşı büyük bir hasret taşıdıklarını keşfettim. İşte hepsi birer serseri ama bir yuva içinde ve aile ortamında iyilik yapmaya, iyi olmaya çaba gösteriyor, bunun için rol yapmıyorlardı.
İtiraf, İskender Pala, (2019)

Suçun cezasız kalmasına nasıl isyan ediyorsam, niyetleri, boyutu veya koşulları dikkate almadan tüm kötülükleri aynı kefeye koymayı da reddediyorum. Bu koşullar suçu aklamasalar bile, yine de yasalarda dendiği gibi “hafifletici sebep” sayılabilirler.
Doğu’dan Uzakta, Amin Maalouf (2012)

Autant je m’insurge contre l’impunité, autant je me refuse à mettre tous les méfaits sur le même plan, en faisant abstraction des intentions, de l’ampleur ou des circonstances. Sans être absolvantes, celles-ci peuvent être, comme disent les lois, “atténuantes”.
Les Désorientés, Amin Maalouf (2012)

Yaşadıklarımı yaşamadıkları müddetçe nasıl anlayabilirler beni?
König, Ayşe Başcı (2019)

Sen de itiraf etmelisin ki kusurlara onları işleyenlerin gözüyle bakıldığında, kimse kusurlu değildir; bu kusurlar onu işleyen için en kötü olasılıkla yalnızca birtakım yanılgılardır veya bir bütünde bulunan ve elbet bütünü daha az iyi kılmayan niteliklerdir ve kusurların sahibi de elbette haklıdır.
Nitelilsiz Adam, Robert Musil (2016)

Hatadan değil hatayı savunmaktan kork.
Mustafa İslamoğlu tefsirinden açıklama notu, Enbiya Suresi, 87. Ayet

Uzaktan bakarken, hiçbir zarar görmeden hayır denebiliyor; olay mahallinde ise her zaman bu özgürlüğünüz bulunmuyor.
Doğu’dan Uzakta, Amin Maalouf (2012)

De loin, on peut impunément dire non; sur place, on n’a pas toujours cette liberté.
Les Désorientés, Amin Maalouf (2012)

It is not okey to hate anybody.
To Kill a Mockingbird, Harper Lee (1960)

John Stuart Mill asked himself: “Suppose that all your objects in life were realised; … would this be a great joy and hapiness to you?” His answer was “No”.
Midlife: A Philosophical Guide, Kieran Setiya, (2017)

Make peace with your own mind … and then the time will not feel so heavy and so difficult.
Matthieu Richard – Financial Times, Life & Art, June 6 – 7, 2020

İnsan yaşamında eksik olanı her şey sanıyor…
Duygu Asena – Gazeteci, Yazar

The real problem is that we have far more than we need or want.
Marie Kondo – Yazar

You think you have to want more than you need, untill you have it all you won’t be free.
“Into the Wild” filminin “Society” şarkısı sözlerinden

When you want more than you have, you think you need.
“Into the Wild” filminin “Society” şarkısı sözlerinden

Ama güzel olana bir türlü doymuyordu insan.
König, Ayşe Başcı (2019)

Çünkü hayat güzeldi, ve insan doymuyordu.
König, Ayşe Başcı (2019)

Eğer yıldızlar insan olsa, gökyüzü onlara dar gelir, sığmazlardı. Eğer balıklar insan olsa, nehirler ve denizler onlara yetmezdi.
Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov (1970)

We can never see far enough ahead to tell if our supposedly rational actions are the right ones to achive our desires.
Financial Times, Life & Arts, 19-20 October, 2019

Sonuçta, çoğumuzun ömrü, öbür dünyaya yanımızda götüremeyeceğimiz şeyler için savaşmakla geçiyor. Tam da burada, kuşkusuz çocuklar geliyor aklımıza… Çünkü onlar sadece maddi değil, manevi mirasımızın da taşıyıcıları.
Haber Türk yazarı Mehmet Acar’ın 28.11.2019 tarihli “Bir Amerikan Trajedisi” yazısından

Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah’tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.
Kuran-ı Kerim, Hadid Suresi 20. Ayet

“Telic Activities” (from Greek telos) which aim at end states, and “atelic” ones, which do not have an aim or end point…
We tend to think that only telic activities – completable projects – make our lives meaningful, but there is no reason why this should be so. We can find meaning or value in the process or journey, as much as the goal.
Midlife: A Philosophical Guide, Kieran Setiya, (2017)
Çünkü nereye gideceğini bilen için geç kalmak yoktu.
Daha, Hakan Günday, (2013)

Car lorsqu’on sait où l’on va, il n’y a pas de retard possible.
Encore, Hakan Günday (2015)

Mel Brooks has two pieces of advice for ageing, eat Raisin Bran and don’t retire.
“In order to stay alive, work. Keep working no matter what if you can, at something you love to do. Never ever retire. Never sit when you can stand, never stand when you can walk. But don’t leave out the Raisin Bran.”
Financial Times, Life & Arts, 18 February, 2018

“I like being useful,” says Mrs. Miyao, 88, a former seamstress who lives in Edogawa, Tokyo. With eight other ladies, Mrs. Miyao is busy fitting cleaning brushes on to handles in one of Japan’s Silver Centers, which find part time work for older people. The work saves the local factory time, and Fumio Takengi, the center’s director, says it also promotes a sense of ikiga, or “reason for being”.
Financial Times, Life & Arts, 4 – 5 May, 2019

Yıllar yıllar önce ben mutlu ve tasasız bir çocukken, “Ayşe Sultan, hayatın boyunca hep çok çalışacaksın ama bundan hiç gocunma,” demişti bana öldüğü günün gecesinde rüyama giren dedeciğim. “Allah çalışanları sever!”
Hüzün, Ayşe Kulin (2011)

For me, the pleasure living is mixed up with the pleasure of painting. When one has dedicated one’s entire life to painting, when one has tried to go always further, it is impossible to stop.
Hans Hartung, Ressam

…çalışma ve dinlenme saatlerini, dinlenme derken hiçbir şey yapmadan oturmak değil, farklı bir şeyler yapmayı kastediyorum.
Kendine Ait Bir Oda, Virgina Woolf

Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.
Kuran-ı Kerim, İnşirah Suresi 7

Asked what her recipe is for a happy old age (she’s now 92), Morris replies: “Be kind!”
Financial Times, Life & Arts, 13/14 October, 2018, Author of In My Mind’s Eye: A Thought Diary

“Çekersin yavrum, “dedi babam. “Birlikte yaşlanan insanlar, birbirlerinin her halini çekerler.”
Hüzün, Ayşe Kulin (2011)

“The ‘Young-Old’ are very active and healty and productive – totally different from 30 years ago,” says Professor Takao Suziki, professor of gerontology at Tokyo’s JF Oberlin University, who defines Young – Old as 60 to 75 – or older. “The World Organiztion defines ‘old’ as 65: but as gerontologists, our main concern is with the ‘Old – Old’, who are very different”.
Financial Times, Life & Arts, 4 – 5 May, 2019

If you devote all of your future energy to living, you will not be able to die well.
After the Quake, Haruki Murakami (2000)

Kendinizi bilin! Ne öğrenirseniz öğrenin kendinizi bilmezseniz bir cahil olarak kalırsınız.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

“Before I can live with other folks I’ve got to live with myself.”
To Kill a Mockingbird, Harper Lee, (1960)

Bu yeryüzünde öyle çok yer var ki…
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

No matter how far you travel, you can never get away from yourself.
After the Quake, Haruki Murakami (2000)

Life is not about how far you travel, it is about what you discover.
Financial Times eki “How to Spend” dergisinden

Compare yourself to who you were yesterday, not to who someone else is today.
12 Rules for Life: An Antidote to Chaos, Jordan Peterson (2018)

Karşınıza çıkan engelleri sizi yükseltecek basamaklar olarak görün.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

We’r making a step _ it’s just a baby-step, but it’s a step.
To Kill a Mocking Bird, Harper Lee (1960)

Kaybettiğinizde değil, vazgeçtiğinizde yenilirsiniz.
Fatih Terim – Teknik Direktör

Life is not a joke.
Turbulence, David Szalay, 2018

Fakat şans en çok sevdiklerine bile her zaman cömert değildir.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Sometimes you want to throw everything away.
After the Quake, Haruki Murakami (2000)

Başarısızlıklar sizi başarıya taşır.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

Sorunlarla karşılaşmayı engelleyemezsiniz ama o sorunlara bir sandalye verip oturtmanız da gerekmez.
Anonim

“Hayat akan bir sudur Maço,” demişti babam. “Su bazen bulanık akar.” “Geçenleri hiç düşünme” de demişti, benim filozof babam. “Şimdi artık sadece önüne bak!”
Hüzün, Ayşe Kulin (2011)

Hayat boyu insanların başına gelmedik kalmaz. Sıkıntılar da üzüntüler de hep biz insanlar içindir. Her sıkıntının ardından, tıpkı her gecenin sonunda güneşin doğması gibi, mutlaka güzel günler gelir.
Hayat, Ayşe Kulin (2011)

“Aldırma kızım, bir kapı kapanınca bir başkası açılır.”
Hüzün, Ayşe Kulin (2011)

Ne demişti bana babam: “Bir şey oluyorsa iyidir, bir şey olmuyorsa yine iyidir.
Hüzün, Ayşe Kulin (2011)

Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
Kuran-ı Kerim, İnşirah Suresi 5-6

Zorluklarla mücadele edebilmenin ilk şartı, o zorlukları peşinen kabul etmektir.
Prof. Dr. Mim Kemal Öke – İstanbul Ticaret Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı, 5 Aralık 2017 tarihinde yapılan “Akademik Başarı ve Hayat Becerileri” dersinden

İnsanlar sadece bir şeyden yorgun düşer: karasızlıktan.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Uyumak kolay iş değildi. Beklemekten bile daha zordu.
König, Ayşe Başcı (2019)

Dokuz gündür vakit geçirmek için uyumaya çalışıyorum. İnsan uykudan yorulur mu? Vallahi yoruldum. Uyumaya gayret etmekten, rüyalardan, yataktan çıkmamak için kendime bahaneler uydurmaktan yoruldum.
König, Ayşe Başcı (2019)

As Ernest Hemingway saw so clearly, the ultimate value of our lives is decided not by how we win but by how we lose.
After the Quake, Haruki Murakami (2000)

Nothin’s real scary except in books.
To Kill a Mocking Bird, Harper Lee (1960)

Erenlerden birine “Bize öyle bir şey söyle ki, dünyada olmasın” demişler. O da “rahatlık” cevabını vermiş.
Prof. Dr. Mim Kemal Öke – İstanbul Ticaret Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı, 5 Aralık 2017 tarihinde yapılan “Akademik Başarı ve Hayat Becerileri” dersinden

Her yeni an, yeni çözümler ortaya çıkartır.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

Daha ilk sözcüğü okurken heyecanlandı. Metin, “Comfort ye” diye başlıyordu. “Teselli bul!” – bu sözde bir mucize kudreti vardı. Hayır hayır, bu bir söz, bir sesleniş değil, bir yanıttı; Tanrı’nın, melekleri aracılığıyla bu zavallı kuluna gökyüzünden verdiği bir yanıt. “Comfort ye” – bu güzel ve ahenkle akseden söz, onun yaşama küskün ruhunu nasıl da derinden sarsıyordu. Händel metni okur okumaz, onu içinde hisseder hissetmez sözcüklerin müziğe dönüşüp nasıl uçuştuğunu, dudaklarından dökülüp nasıl da çağladıklarını ve şarkıya dönüştüklerini gördü. Ey Tanrı’m, ne büyük bir mutluluk bu; kapılar ardına kadar açılmış ve Händel yeniden hissetmeye, müziği yeniden ruhunun derinliklerinde duymaya başlamıştı.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)
Jerry Hadley – Comfort ye my people -Messiah – Handel

Hayır, Tanrı onu umutsuzluk ve çaresizliğin mezarında, güçsüzlük ve dermansızlığın cehenneminde bırakmamıştı; hayır Tanrı, eli kolu bağlı bir köşeye çekilmek zorunda kalmış bu zavallı kuluna, insanlara sevgi taşıması için bir kez daha seslenmişti.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.
Kuran-ı Kerim, Amener Resulu

But things are always better in the morning.
To Kill a Mocking Bird, Harper Lee (1960)

Sabah ola hayr ola.
Anonim

Actions speak lauder than words.
John Authers, Financial Times, 4 – 5 November, 2017

At last, feeling this to be in some way a substitute for the words she was unable to find, she began to sing ‘Beasts of England’. The other animals sitting round her took it up, and they sang it three times over – very tunefully, but slowly and mournfully, in a way they had never sung it before.
Animal Farm, George Orwell (2008)

1956’da iyice yaşlanmış olan Stroud’a öğrencilerin hazırladığı ve kuş resimlerinden oluşan bir albüm gönderilir. Stroud’un almasına izin verilmeyen albümün üstünde şu yazılıydı: “Yapamam diye bir şey yoktur.”
İstanbul’da Bir Zürafa, Sunay Akın (2017)

Which literary character most resembles you?
Jo in Little Woman.
Ann Cleeves, Interview of Financial Times, Life & Arts, 30 September/1 October, 2017

Savaşa hazırlanan bütün diktatörler, hazırlıklarını bütünüyle tamamlayıncaya kadar sürekli barıştan söz ederler.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Ancak olmazı olur yapmanın Mehmed gibi hırslı ve üstün zekalı devlet adamlarının elinde olduğunu tarih bize göstermiştir.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

War is pretty much always harder than people think it will be.
Shashank Joshi, Royal United Services Institute, Financial Times, Life & Arts, 4 – 5 November, 2017

RADIO: …garrison already decimated by Vietcong, who lost 115 of their men …
WOMAN: It is awful, isn’t it, it’s anonymous.
MAN: What is?
WOMAN: They say 115 guerillas, yet it doesn’t mean anything, because we don’t know anything about these men, who they are, whether they love a woman, or have children, if they prefere the cinema to the theatre. We know nothing. They just say … 115 dead.
Pierrot le Fou, Jean-Luc Godard (1965, Film)

Öte yandan, aslında herkes biliyordu ki “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” Fransız İhtilali günlerinden kalma bir masaldı. Savaş, zengin bir sofraydı ve pay almak isteyenler çoktan sofraya oturmuştu. Sıradan insanlar ise İspanya’nın dört bir yanında can veriyor, can alıyordu. Savaş, onların savaşıydı…
König, Ayşe Başcı, (2019)

Her savaş kendi kahramanlarını ve zalimlerini yaratırken, gelmiş geçmiş tüm savaşların aslında sıradan insanların hikayesi olduğu unutulur. Çünkü zaferlerin de yenilgilerin de birer isme, o isimler etrafında şekillenen birer kişiliğe ihtiyacı vardır. Oysa gerçekler, ağıtlarda saklıdır. Zafer türkülerinde… Evlerin içinde fısıltıyla ve gözyaşlarıyla anılan ölülerde… Cepheden dönmesi beklenen sevgililerde… Hiç dönmeyenlerin, mezarsızların kimsesizliğinde… İsimsizlerde…
König, Ayşe Başcı (2019)

“Kızım, genç çocukların canı giderken benim bu yaşta ölümden korkmam çok ayıp olur,”diyordu…
Hüzün, Ayşe Kulin (2011)

Gençtik, ömrümüzün şafağı söküyordu derken, günbatımına gelmiştik bile. Savaş yaklaşıyordu.
Dogu’dan Uzakta, Amin Maalouf (2012)

Nous étions jeunes, c’était l’aube de notre vie, et c’était déjà le crépuscule. La guerre s’approchait.
Les Désorientés, Amin Maalouf (2012)

Asker bir bilgisayarın başına oturdu yanına kahvesini de koydu ve şavaşa artık hazırdı. Açılan ekranda bir hedef belirdi ve asker bilgisayar oyunu oynar gibi düğmeye bastı ve binlerce kilometre ötede birileri öldü.
Haber Türk yazarı Serdar Turgut’un 14 Ocak 2020 tarihli yazısından

Eğer ne yapacağınızı bilmiyorsanız, neden kendinizi zorluyorsunuz? Bir süreliğine hiçbir şey yapmayın.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

Sizin etki alanınızın dışında olan şeyler için zaman ve enerjinizi harcamayın.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

The notion that we can control external conditions is mistaken.
Matthieu Richard, Financial Times, Life & Arts. June 6 – 7, 2020

Birbirinize her fırsatta seni seviyorum deyin. İnanın kimse bu sözü duymaktan sıkılmaz.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

ANCAK DİKKAT
Yağmuru seviyorum diyorsun,
yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun…
Güneşi seviyorum diyorsun,
güneş açınca gölgeye kaçıyorsun…
Rüzgarı seviyorum diyorsun,
rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun…
İşte, bunun için korkuyorum;
Beni de sevdiğini söylüyorsun…
William Shakespeare

Ne kadar çok mutlu edersen o kadar çok mutlu olursun.
Prof. Dr. Mim Kemal Öke – İstanbul Ticaret Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı, 5 Aralık 2017 tarihinde yapılan “Akademik Başarı ve Hayat Becerileri” dersinden

Büyüklerin isteklerini yerine getirmek, küçük küçük hediyelerle onları mutlu etmek çok önemlidir.
Prof. Dr. Mim Kemal Öke – İstanbul Ticaret Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı, 5 Aralık 2017 tarihinde yapılan “Akademik Başarı ve Hayat Becerileri” dersinden

Yazmaya başladığım an, çikolata yemişim gibi tatlı bir mutluluk sarıyordu beni. Ayaklarım yerden kesiliyordu, dünyayla irtibatım kesiliyordu, bulutların üzerinde dolanan, huzur içinde bir ruh gibi hafif ve bahtiyar hissediyordum kendimi.
Hüzün, Ayşe Kulin (2011)

Öğrendim ki, insanlar sizin ne söylediğinizi, ne yaptığınızı unutuyor… Ama onlara ne hissettirdiğinizi unutmuyor…
Ot Dergisi, Maya Angelou

Such were her thoughts, though she lacked the words to express them.
Animal Farm, George Orwell (2008)

It was the polite thing to talk to people about what they were interested in, not about what you were interested in.
To Kill a Mocking Bird, Harper Lee, (1960)

Keşke bir kuşu uçarken gördüğümüz her zaman bir bebeğin bir kuşu uçarken ilk defa gördüğü heyecanla kollarımızı sallayıp kahkaha atabilseydik.
Asad Zaman – Ekonomi Profesörü

-denizden başını çıkaran bir balina ya da bir midillinin tökezleyip düşmesi gibi-
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

“Uçurtmanın kuyruğuna simit parçaları bağlayıp gökyüzündeki kuşları beslemeye çalıştığın günleri hatırlıyorum da… Nereden nereye… Değil mi?”
Daha, Hakan Günday (2013)

“Je me rappelle le temps où tu attachais des morceaux de pain à la queue de ton cerf-volant pour nourrir les oiseaux…Tu en as fait, du chemin… Pas vrai?”
Encore, Hakan Günday (2015)

“If you had been on that jury, son, and eleven other boys like you, Tom would be a free man,” said Atticus, “So far nothing in your life has interfered with your reasoning process.”
To Kill a Mockingbird, Harper Lee (1960)

Çocukluğumuzun en temel duygusal tepkilerinde, doğduğumuz andan itibaren annemizin fısıldayan sesiyle öğrendiğimiz dile dönüyorduk.
König, Ayşe Başcı (2019)

What may not look beautiful does feel beautiful.
Lorena Hickok, Best Friend of Eleanor Roosevelt, “First Friend”

Graham Bell, mucidi olduğu ilk telefon hattını sevgilisinin evine çeker. Zaten muhteremin derdi keşif yaparak tarihe geçmek değil, sevgilisinin sesini duymaktır!… Her telefon açışta sevgilisinin adını söylemek zordur. Çünkü oldukça uzun bir adı vardır kadının: “Alessandra Lolita Oswaldo…”
Graham Bell zamanla, kadının adının ilk hecelerini söylemeye başlar: “Ale Lol Os…”
Ve bu söylem bir süre sonra daha da kısalır: “Alo…”
İstanbul’da Bir Zürafa, Sunay Akın (2017)

Be precise in your speech.
12 Rules for Life: An Antidote to Chaos, Jordan Peterson (2018)

“Bak Karga, çok konuşan birine benziyorsun, gereksiz olan sözler şiir bile olsa iltifat etmem, bilesin!”
İtiraf, İskender Pala (2019)

“İşte görüyorsun, açık olmak ve güven duymak insanı nasıl da rahatlatıyor. Böyle dostça ve sakin sakin konuşmamız ne iyi.”
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

It’s not necessary to tell all you know.
To Kill a Mocking Bird, Harper Lee, (1960)

“They’ve got to want to learn themselves, and when they don’t want to learn there’s nothing you can do but keep your mouth shut.”
To Kill a Mocking Bird, Harper Lee, (1960)

Sen ne söylersen söyle, işitmeyi istemeyen işitmez.
König, Ayşe Başcı (2019)

Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler.
Kuran-ı Kerim, Fussilet 4

Konuşunca insan ne kadar kontrol etse de gene gereksiz bir şey söyleyebilir.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

Some melodies are never meant to find their words.

You can fail to tell the truth. But the truth cannot be a failure even if it’s ignored or rejected.

Olumsuz düşünürseniz olumsuz şeyler fazlalaşır. Bu yüzden olmasını istediğiniz şeyleri dile getirin.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

Bir baba ile oğlu dağ yolunda köylerine gidiyorlarmış. Bir dönemeci dönmüşler ki koca bir kayanın yolu tıkadığını görmüşler. Oğlan “Baba” demiş, “bu kayayı yandaki uçuruma yuvarlayıp yolu açabilir miyim?” Babası “Tabii” demiş “elinde olan bütün gücü kullanırsan o kayayı devirmemen için bir sebep yok.” Bunun üzerine çocuk kayayı itmeye çalışmış ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın kayayı yerinden oynatamamış. Nefes nefese babasına “Gücüm yetmedi” deyince, babası cevap vermiş. “Ulaşabileceğin tüm gücü kullanmadın ki; benden yardım almadın!” demiş.
Anonim

Judge the value of what you have by what you had to give up to get it.
Tim Harford, Financial Times, 7 – 8 April, 2018

People in their right minds never take pride in their talents.
To Kill a Mockingbird, Harper Lee (1960)

Elli günden daha uzun bir süre, çadırında hep bu ulaşılmaz gibi görünen pırıltıya, Ayasofya’nın görkemli kubbesine bakmıştır. Şimdi utku kazanmış bir sultan olarak Ayasofya’nın tunç renkli kapısından içeri girebilecektir. Ancak Mehmed bir kez daha sabırsızlığını yenmesini bilir: Bu kiliseyi, İslamın bir mabedi olarak sonsuzca yaşaması için Allah’ına adamadan önce, şükran duygusunu dile getirmek için büyük bir alçakgönüllülükle atından iner ve alnını yere sürüp dua eder. Daha sonra yerden bir avuç dolusu toprak alır ve başının üzerine serperek kendisinin de ölümlü olduğunu, kazanılan utkuyla böbürlenmemesi gerektiğini anımsamak ister. Kulluk borcunu ödedikten sonra sultan tekrar ayağa kalkar ve Tanrı’nın en sevgili kulu olarak Ayasofya Kilisesi’ne, Justinianus’un kutsal katedraline girer.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Nunez de Balboa, içine bu uçsuz bucaksız denizdeki maviliğin yansıdığı ilk Avrupalı gözün, kendi gözü olduğunu bilmenin verdiği keyif ve gururla kendinden geçer ve önünde uzanan o eşsiz manzaraya bakar, bakar, hiç durmadan bakar.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Hiçbir şey hakkında “biliyorum” demeyin. Yaşıyorsak, aldığımız her nefeste, öğrenilecek yeni bir şeyler var demektir.
Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, Ahmet Durul (2017)

The main barrier to being smart is not what we do not know. It is the masses of things we know and mistakenly believe to be relevant.
Robert Armstrong, Financial Times, Life & Arts, 17 – 18 March, 2018

Nefis denilen şeyin, kalbin de aklın da üstesinden gelecek bir güce sahip olduğunu keşfetmiştim.
İtiraf, İskender Pala (2019)

“İlim adamı kırıp döker mi hiç lala, kıskanır mı; bu nasıl iş?”
“İş ki ola hünkârım, nefisler akıllara hükmetmeye başlayınca her ikisi de mümkündür.”
İtiraf, İskender Pala (2019)

Ve krallar zinhar yalnız düşmezler! Beni düşürmeye kalkarlarsa, hepsini birden aşağı çekerim!
König, Ayşe Başcı (2019)

My enemy is, among other things, the me inside me.
After the Quake, Haruki Murakami, (2000)

Fakat şaşkınlık sırası şimdi kabile reisindedir. Zira yerlere kadar eğilerek kabul ettiği bu gökyüzü çocukları, bu kendilerini Tanrı sanan kudretli yabancılar, altını görür görmez tüm şan ve şereflerini yitirirler. Zincirlerinden boşanmış köpekler gibi vahşice birbirlerine saldırırlar, kılıçlarını çekerler, yumruklarını sıkıp haykırarak birbirleriyle adeta savaşırlar; hepsi de altından paylarını almak istemektedir. Kabile reisi, birbirleriyle boğuşan bu azgın sürüyü hayretle ve küçümseyerek seyreder: Bir avuç dolusu sarı madeni, kültürünün bütün tinsel ve teknik kazanımlarından üstün tutan uygar dünyanın uygar insanı karşısında, dünyanın öteki ucundaki tüm doğa çocuklarının duyduğu sonsuz hayrettir bu.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Ya da bir ilkbahar güneşinde yılda beşyüz pound kişiyi güneşin altında yaşatmaya yeterli iken, borsacılar ile büyük avukatların para, daha çok para ve daha çok para kazanmak için nasıl içerilere girdiklerini izleyin.
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf

Altınlarını cam karşılığı dağıtan kızılderiliyi hiç gülünçbulmadım. Cam altından daha asil. Altının adı, tarihin bütün cinayetlerine karışmıştır. Pıhtılaşmış kan, insan kanı … Cam güzel, çünkü kirli bir mazisi yok. Cam güzej, çünkü kalbi var, kırılıverir…
Cemil Meriç

“Anladım ki yönetmeye talip olalar bir müddet sonra pohpohlanmaya ve övülmeye muhtaç hale geliyorlardı.”
İtiraf, İskender Pala (2019)

“Hırs, Serçe Hatun, hırs… Alevin odunu yiyip bitirdiği gibi insanı yiyip bitirir. Hırs, üç köşeli bir dikendir, cebine nasıl koyarsan koy, sana batar!”
İtiraf, İskender Pala (2019)

Şüphesiz ki Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.
Kuran-ı Kerim, Yunus Suresi, 44

Bu dünyada önemli olan tek şey faydalı insan olmaktır.
Prof. Dr. Mim Kemal Öke – İstanbul Ticaret Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı, 5 Aralık 2017 tarihinde yapılan “Akademik Başarı ve Hayat Becerileri” dersinden

Tabii ki, insan hayatı kutsaldı ama sadece herhangi bir işe yaradığı sürece.
Daha, Hakan Günday (2013)

Bien sûr la vie humaine est sacrée, mais seulement si elle sert à quelque chose.
Encore, Hakan Günday (2015)

İnsan ya bir şey yazmalı ya yazmaya değecek bir şey yapmalı!
İtiraf, İskender Pala (2019)

Bazı insanlar ancak yazarken düşünürler. Adam da onlardandı. Bu onun için hem bir ayrıcalık hem de bir engeldi.
Doğu’dan Uzakta, Amin Maalouf (2012)

Certaines personnes ne réfléchissent qu’en écrivant. C’était le cas d’Adam. Ce qui représentait pour lui à la fois un privilège et une infirmité.
Les Désorientés, Amin Maalouf (2012)

Evet, yemek yemek, çene çalmak, yine yemek yemek, uyumak, dinlenmek, ve arkasından yine çene çalmak; anlamsız yaşamımızı böyle geçiriyoruz işte.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Kim İslam’da güzel bir işe öncülük ederse hem (kendi yaptığının) sevabını, hem de kendisinden sonra o işi yapanların sevabını alır. Üstelik onların sevaplarından da bir şey eksilmez. Kim de İslam’da kötü bir gidişe öncülük ederse hem kendi günahını, hem de kendisinden sonra onu yapanların günahını alır. Yine onların günahından da bir şey eksilmez.
M2351 Müslim, Zekât, 69; M6800 Müslim, İlim, 15

Bir Afrika atasözü şöyledir: “Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.”
İstanbul’da Bir Zürafa, Sunay Akın (2017)

Strange and mysterious things, though, aren’t they – earthquakes? We take it for granted that the earth beneath our feet is solid and stationary. We even talk about people being ‘down to earth’ or having their feet firmly planted on the ground. But suddenly one day we see that it isn’t true. The earth, the boulders, that are supposed to be solid, all of a sudden turn as mushy as liquid.
After the Quake, Haruki Murakami, (2000)
“He told me havin’ a gun around’s an invitation to somebody to shoot you.”
To Kill a Mockingbird, Harper Lee, (1960)

“Ve kendimi o kadar kötü hissettim ki, sonunda dayanamayıp Enderlere köfte yemeğe gittim. Ama hiçbir boka yaramadı. Hatta o sofrada oturup o aileyi izledikçe kendimi daha da kötü hissettim. Oysa köfte çok lezzetliydi. Bir annem olsaydı, eminim o da böyle yapardı. O da sorardı, “Daha ister misin?” diye. “Biraz daha?” Belki de o zaman, “daha”lardan bu kadar nefret etmezdim. Alışkanlıktan olsa gerek, tavadaki köfteleri çevirmek üzere yerimden kalktığımda, Salime gibi annem de, “Çocuk işi değil o, bırak sen” derdi. Ben de bir çocuk gibi oturup beklerdim ve sıçrayan kızgın yağlar ellerimi yakmaz, sonrada parmak aralarım su toplamazdı. Her defasında olduğu gibi…”
Daha, Hakan Günday, (2013)

“Je me sentais si mal que, n’y tenant plus, je finis par aller manger des boulettes chez Ender. Mais cela ne servit à rien. Et même, assis à cette table à observer cette famille, je me sentais encore plus mal. Au demeurant, les boulettes étaient délicieuses. Si j’avais en une mère, je suis sûr qu’elle aurait fait les mêmes. Elle aussi m’aurait demandé: “Tu en veux encore? Encore un peu?” C’est sans doute à ce moment-la que je me suis mis à tant hair ce mot “Encore”. Quand, par habitude, je me levais pour retourner les boullettes dans la poêle, Salime me disait, comme l’aurait sans doute fait ma mere: “Ce n’est pas un travail pour les enfants.” Alors, comme un enfant, je restais assis à attendre, les projections d’huile bouillante ne me brûlaient pas les mains et je n’avais pas les doigts trempés de vapeur comme d’habitude…”
Encore, Hakan Günday, (2015)

Galatasayar yıllarını düşündü önce. Hafta içi anne şefkatine hasret kalan, hafta sonu ise ilgiden bıkan çocukların dünyası…
König, Ayşe Başcı, (2019)

“Sen gökyüzünde aya doğrudan bakmak varken önüne bir leğen koymuşsun, orada ayı seyrediyorsun!”
İtiraf, İskender Pala (2019)

“Bir bilgiyi aslından edinmek varken rivayetinden edinmek daha değersiz.”
İtiraf, İskender Pala (2019)

Değişmez bir gerçekti, ilimde ve sanatta ilerleme olmayınca devlet abad olmazdı.
İtiraf, İskender Pala (2019)

Hür düşüncenin ifade edilmediği bir memleketin geleceği olamaz.
İtiraf, İskender Pala (2019)

Çok garip bir duyguydu; bir yandan adamlarla mücadeleyi sürdürürken diğer yandan tanrıya savaş açmış biri olarak dualar mırıldanıyordum.
İtiraf, İskender Pala (2019)

Hiçbir zaman öyle inançlı biri olmamıştı; ama Tanrı’nın lütfu sayesinde yeniden sağlığına kovuşmuş olarak orgun bulunduğu yere doğru yürüdüğü o anda, inanılmazın gerçekleşmiş olmasının verdiği heyecan ve mutluluğu hissediyordu.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi aldırmadan geçer gider. İşte o aşırı gidenlere yaptıkları şeyler böyle güzel gelir.
Kuran-ı Kerim, Yunus Suresi, 12

Sevinmenin tadını çok acı çekmiş olan, bağışlamanın tadını da sınavı geçmiş olan bilir ancak.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Yeryüzüne dair hızın ölçüsünü ve ritmini ancak on dokuzuncu yüzyıl kökten değiştirir. Bu yüzyılın ilk yirmi yılında, uluslar ve ülkeler, binlerce yıl öncesine göre daha çabuk birbirlerine yaklaşabilmektedirler; önceleri günlerce süren yolculuklar, trenle ve vapurla bir tek günde, saatlerce süren geziler de bir çeyrek saatte ya da bir kaç dakikada yapılabilmektedir.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Bir inanç için acı çekmek, o inanç uğruna adam öldürmekten yüz kere daha iyidir.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Ölümünden sorumlu olduğum tek bir insan bile olsaydı, bunun hesabını vicdanıma veremezdim.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

“I have no wish to take life, not even human life,” repeated Boxer, and his eyes were full of tears.
Animal Farm, George Orwell (2008)

İşte bundan dolayı İsrâiloğulları’na şöyle yazmıştık: “Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olması dışında, kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” Şüphesiz peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler. Ama bundan sonra da onların çoğu yeryüzünde taşkınlık göstermektedirler.
Kuran-ı Kerim, Maide 32

-önce gelenlerin her şey, ikinci gelenlerin hiçbir şey olduğu bir insanlık yarışında-
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Kamunun teveccühünü en üst ve en alt seviyede yaşamış, Catilina’yı yenmenin verdiği zafer sarhoşluğu içinde Capitol’ün basamaklarını tek tek çıkmış, halk tarafından taçlandırılmış, senato tarafından şanlı pater patriae (vatanın babası) unvanıyla onurlandırılmıştı. Sonra bütün bunların ardından, bir gece içinde sürgüne gitmek zorunda kalmış, aynı senato tarafından yüzüstü bırakılmıştı.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

“Sultanlarını sorarsan, sor kuru balçığa,
Büyük başlar döner bir gün kurukafa toprağa!”
İbn Battûta Seyahatnâmesi’nden bir beyit. (2015)

God had given him a tail to keep the flies off, but that he would sooner have had no tail and no flies.
Animal Farm, George Orwell (2008)

Bu yorulmak ve dinlenmek nedir bilmeyen adam, kapıldığı tutku sarhoşluğu içinde sakin ve sağlıklı düşünmeye, bilgisini ve düşüncesini değerlendirmeye hiç bir zaman vakit bulamamıştır.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

Marcus Tullius Cicero altmış yaşındayken ilk defa niçin çalıştığını ve kimin için yaşadığını dünyaya göstermek için, sessiz sessiz düşünerek kendi iç dünyasının sesini dinlemeye başlar.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig (2018)

“Rüzgar estiğinde dahi uyuyabilirim.” … Çünkü genç adam fırtınasız güzel günlerde bir gün şiddetli bir fırtına ile çiftlikteki her şeylerini kaybedebileceklerini düşünerek işlerini o kadar bağlılıkla yapmıştı ki, en sert, en şiddetli fırtına dahi esse yatağında huzurlu uyuyabilirdi.
Hayata Dair, Ostim Vakfı Yayınları

Biz onlara da bela verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi. İstisna da etmiyorlardı (“inşaallah” demiyorlardı). Fakat onlar uyurken dolaşıcı bir bela onu sardı da, Bahçe simsiyah kesiliverdi. Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler: “Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin” diye. Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın” diyorlardı. (Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler. Fakat bahçeyi gördüklerinde: “Biz herhalde yanlış gelmişiz” dediler. “Yok, biz mahrum edilmişiz.” (dediler) İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: “Ben size Rabbinize tesbih etsenize dememiş miydim?” “Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz.” (dediler). Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar. Yazıklar olsun bize, dediler, biz azgınlarmışız. Ola ki Rabbimiz bize onun yerine daha hayırlısını verir. Biz Rabbimize yönelir, ondan umarız. İşte azap böyledir. Elbette ahiret azabı daha büyüktür. Fakat bilselerdi. Kuşkusuz korunanlar için de, Rableri katında nimetleri bol bahçeler vardır.
Kuran-ı Kerim, Kalem 17-34

Bazı şeyler ancak yok olduklarında varlıklarını teyit edebiliyordu.
König, Ayşe Başcı (2019)

Umudunu kaybetmişlerin yüzleri nasıl da birbirine benziyordu. Kenarları hafifçe aşağı kıvrılmış, konuşmaya niyeti kalmamış dudaklar. Çökmüş avurtlar; ki her birinin içine bir bebek eli sığacak neredeyse. İki kaşın ortasında derin çizgiler. Gözçukurlarının içinde iki küçük küre. Kürelerin içinde sararmaya yüz turmuş aklar. O akların ortasında, kiminde mavi, kiminde yeşil, kiminde ela, kiminde kahverengi daireler. O dairelerin tam merkezinde, sonsuz gibi, dipsiz gibi görünen bir siyahlık. Sanki dünyanın bütün umutsuzluğunun birikip aktığı, sonsuz bir nehir gibi bir karanlık.
König, Ayşe Başcı (2019)

Hayatı boyunca başkasının kalemini kullanmamıştı.
König, Ayşe Başcı (2019)

Evet iyi bir babanın evladı olmak, gerçekten güzel bir rüya gibiydi. Ben bunu biliyordum.
Hüzün, Ayşe Kulin (2011)

Lakin yapayalnızken ahlaklı olmak kolaymış.
König, Ayşe Başcı (2019)

Ben her kişinin yapması gerekeni yaptım: Öncekilerin başarılarını minnettarlıkla karşılamak, onların yanlışlarını ürkmeden doğrultmak, bana gerçek olarak görüneni sonrakiler emanet etmek…
Biruni, Taha Akyol’un 24.12.2019 Tarihli “Şanlı ecdadımız” yazısından

You didn’t have to bring together what was never apart.
Family Gathering, Elif Şafak (2019)

Lots of things in life could be patched up and plastered over and put back together, good as new, this she had always wanted to believe.
Family Gathering, Elif Şafak (2019)

Kim bilir kaç kez mükemmel nedenlere dayanan feci kararlar almısımdır!
Dogu’dan Uzakta, Amin Maalouf (2012)

Que de fois ai-je pris des décisions désastreuses pour d’excellentes raisons!
Désorientés, Amin Maalouf (2012)

Önce, göz acıp kapayıncaya kadar karar ver! Sonra sabırla kendi icine yönel ve bu tercihin nedenlerini anlamaya çalış.
Dogu’dan Uzakta, Amin Maalouf (2012)

J’en suis donc arrivé à me dire qu’il valait mieux que je décide d’abord, en un clin d’œil; puis que je me plonge patiemment en moi-même pour comprendre ce choix.
Désorientés, Amin Maalouf (2012)

Sanki bir yoldaymışız gibi geliyor ve ne zaman bir adım atsam az önce ayağımın bulunduğu yer dağılıp toz haline geliyor. Hatta bazen yol da ayaklarımın altında çökmeye başlıyor ve göçükle birlikte sürüklenip gitmemek için adımlarımı hızlandırmak zorunda kalıyorum.
Dogu’dan Uzakta, Amin Maalouf (2012)

J’ai l’impression d’être sur une route, et chaque fois que j’avance d’un pas, l’endroit où se trouvait mon pied s’effrite. Quelquefois même, la route commence à s’effondrer sous mon pied, et je dois me dépêcher de bouger pour ne pas tomber avec l’éboulement.
Désorientés, Amin Maalouf (2012)

Le plus beau métier d’homme est le métier d’unir les hommes.
Antoine de Saint-Exupéry, écrivain français

İnsan geçmişin yok olması karşısında kolay avunur; asıl kaldırılamayan, geleceğin yok olmasıdır.
Dogu’dan Uzakta, Amin Maalof (2012)

Bir kadın eğer kurgu yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.
Kendine ait bir oda, Virginia Woolf

De la disparition du passé, on se console facilement ; c’est de la disparition de l’avenir qu’on ne se remet pas.
Désorientés, Amin Maalouf (2012)


(Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda)

… ya sizden beni tutup gemiden aşağı atmanızı isteseydim, o zaman yardım için isteğiniz kaybolurdu. Görev de bir yerde biter … kendi hayatlarımızı ve sorumluluklarımızı düşünmeye başladığımız yerde biter …
Amok Koşucusu – Stefan Zweig

Bir insanın yardım etmek görevi midir?
Amok Koşucusu – Stefan Zweig

Her şeyinizi kaybettiğinizde elinizde kalan son şey için umutsuzca savaşırsınız.
Amok Koşucusu – Stefan Zweig

Ancak kadınların değerleri genellikle karşı cinsin koyduklarından farklıdır; böyle olması doğaldır. Ama geçerli olan erkeklerin değerleridir. Kabaca söylersek, futbol ve spor ‘önemlidir’; modaya düşkün olmak, giysiler satın almak ‘önemsiz’dir.
Kendine Ait Bir Oda, Virgina Woolf

…gerçek ancak çeşitli hataların bir araya getirilmesiyle elde edilebilir.
Kendine Ait Bir Oda, Virgina Woolf


